Ahşaptan sanata 30 yıl
Edirne'de el emeği sanatıyla somut olmayan kültürel mirasına yaklaşık 30 yılını adamış isimlerden biri Özcan Abacı. Minyatür talika ve fayton yapımında Türkiye'nin tek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylı sanatçısı olan Abacı, gemi yapımı ile başladığı sanatında dünden bugüne yaşadıklarını anlattı. Filmlere konu olan '˜Bounty' adlı gemiden Edirne'ye özgü talika ve faytona kadar ahşaba hayat vererek ortaya çıkardığı eserleri anlatan Abacı, sanatını gelecek nesillere ulaştırma amacıyla üretime devam ediyor.
Osmanlı Devleti'nde 92 yıl başkentlik yapan Edirne'de, Türk el sanatı tarihinin önemli örnekleri olan Edirnekâri'den süpürgeciliğe, mis meyve sabunundan minyatür talika (bir çeşit at arabası) ve faytona kadar birçok el emeği ürün ilgi çekmeye devam ediyor. Edirne'ye özgü tarihi ögelerinde arasında bulunan talika ve fayton da yerel sanatkârlar el emeğiyle yaşatılarak gelecek nesillere aktarılıyor.
Trakya
Üniversitesi Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi'nde Uyku Teknisyeni olarak
görev yapan Özcan Abacı (55) da hayatının yaklaşık 30 yılını el emeği sanatıyla
Edirne'nin somut olmayan kültürel mirasına adamış isimlerin başında geliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından takdim edilen Geleneksel El Sanatkârı
unvanı sahibi Abacı, aynı zamanda Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM)
taşıyıcısı. Abacı, Trakya Doğa Sporları İhtisas Kulübü Derneği'nce yürütülen
Haskovo '“ Edirne Arasındaki Sınır Ötesi Turizm Potansiyelinin Arttırılması'
projesi kapsamında Edirne'de tarihi Rüstempaşa Kervansarayı'nda açılan Edirne
El Sanatları Fuarı'nda el emeğiyle ürettiği talikadan faytona kadar
minyatürlerini hem Türkiye'nin çeşitli illerinden, hem de Bulgaristan'dan gelen
turistlere tanıtıyor.
30 yıl
önce gemi minyatürü yapımı ile başladığı sanatına Edirne'ye özgü somut olmayan
kültürel miraslarla devam eden Abacı, minyatür ve el sanatları ile ilgilileri
ise Edirne Valiliği ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Edirne Büyük
Sinagogda açılan Kültür Sanat Evi'ne davet ediyor. Eserlerini Kültür Sanat Evi'nde
sergileyen Abacı, ahşabın sadece yakıldığında sıcaklık veren bir madde
olmadığını, doğal haliyle de özel bir sıcaklığa sahip olduğunu hissederek
sanatını yaşatıyor.
1990 YILINDA BAŞLADI
Abacı,
1990 yılında gemi maketi yapımı ile geleneksel el sanatına adım attığını
belirtirken; 'Daha sonra kendi kültürümüze ait bir şeyler yapmayı düşündüm.
Yakın çevremde bulunan harman makinesini ölçeklendirerek yaptım. Akabinde
rahmetli valimiz Fahri Yücel'in sayesinde Devecihan Kültür Merkezi'nde bir
atölye kurduk. O atölyede Edirne'ye ait neler üretebileceğimizi düşünürken
talikayı yaptık. Sonrasında fayton ve gemi maketleri yapmaya devam ettim'
ifadelerini kullandı.
'SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİNDE'
Edirne
talikasının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylı olduğunu söyleyen
Abacı; 'Maketler, orijinallerinin bire bir kopyalarıdırlar. Hepsi çalışır
vaziyettedir. Sadece görsellik değil, işlevsellikleri de bulunuyor. Edirne'nin
talikası, Kültür Bakanlığı'nın somut olmayan kültürel miras listesinde hem il
envanterinde, hem de ulusal envanterinde yer almaktadır. Fayton da Edirne'mizin
orijinal faytonudur. Aslı da Etnografya Müzesi'nde bulunmaktadır' dedi.
'BAKANLIĞIN ONAYLADIĞI TEK KİŞİYİM'
Trakya
Üniversitesi Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi'nde Uyku Teknisyeni olarak
görev yaptığını açıklayan Abacı; 'Boş kaldığım zamanlar hobi olarak bu işi
yapıyorum. 30 yıldır profesyonel gibi olsa da aslında hâlâ bir amatörüm.
Türkiye'de Kültür Bakanlığı'nın onayladığı bu işle uğraşan benden başka kimse
yok. Araba ile uğraşan var ama ölçekli olarak orijinaline sadık kalan şu anda
yok. Bakanlığın onayladığı tek isim benim. 2005 yılında Bakanlığın bir projesi
oldu. Sultanahmet meydanında '˜Altın Eller Sokağı' kuruldu. Orada Türkiye
genelinde 86 usta ile bu proje başladı. Şu anda Türkiye genelinde 465 usta
var. Bunların içinde halı dokumasından
tutun da seramikçisine kadar birçok insan var. Ama bu dalda halen tekim' sözlerine
yer verdi.
'AHŞABIN ÇOK BÜYÜK BİR SICAKLIĞI VAR'
Abacı, el
emeği minyatür sanatının inceliklerini de anlatırken; 'Öncelikle maketini
belirlediğiniz objeyi ölçeklendirmeniz gerekiyor. Bunları projelendirdikten
sonra ahşap kısımları kesmekle işe başlıyorum. Sonrasında birleştirme, boya ve
metal aksamlar geliyor. Bunların hepsi orijinaline sadık kalınarak yapılması
gereken işlerdir. Eski ustalar nasıl ki döverek, ezerek yapmışsa aynı şekilde
yapma gayretindeyiz. Ahşabın sadece yandığı zaman değil, doğal haliyle çok
büyük bir sıcaklığı var. Benim bazen ahşabı alıp yanağıma dayadığım olur. O
ahşabın kokusu çok farklıdır. Bu maketlerin üzerindeki her parça bana aittir.
Satın alınan hiçbir şey yoktur. Hepsini el emeğiyle yaptım' dedi.
'BRANDO VE DEPP'İN FİLMLERİNDEKİ GEMİYİ YAPTIM'
Minyatür
sanatına gemi minyatürü ile başladığını belirten Abacı; 'Ben gemilerle
başladım. İstanbul'da Denizcilik Müzesi'ne, Gemi Severler Derneği'ne gittim. Ne
yapabileceğimi araştırırken kendi kültürümüze ait hiçbir şey olmadığını fark
ettim. Bizim kadırgalarımızdan hiçbir eser yok. Sadece birkaç tane çizim var.
Ama yabancılar bütün her şeyi ile aslını korumuşlar. Benim yaptığım geminin
üzerinde her şey çalışır vaziyettedir. Üzerindeki iplerle istediğiniz yelkeni
açıp kapayabilirsiniz. Serenleri sağa, sola, aşağı, yukarı her türlü
oynatabilirsiniz. Irgat, bucurgat sayesinde çapaları toplayabilirsiniz. Dümeni
çevirdiğinizde yekeyi oynatabilirsiniz. Bu gemi 1/40 ölçeklidir ve bire bir
orijinaldir. Bu gemi, dünya denizcilik tarihindeki çok önemli bir gemidir.
Marlon Brando'nun Mutiny on the Bounty (Denizde İsyan) ve Johnny Depp'in
başrolünde yer aldığı Pirates of the Caribbean (Karayip Korsanları)
filmlerindeki gemi de bu modeldi' ifadelerine yer verdi.
'YANIMDA İŞİ ÖĞRENEN 2 KİŞİ DAHA VAR'
Abacı,
talika yapımına ilk başladığında ise minyatürünü 3 ayda bitirebildiğini
söylerken; 'Öyle bir şey ki nasıl kesip yapıştıracağını iyi hesaplaman
gerekiyor. Bir tek tekerlekte bile ağaç tornasını, metal tornasını kullanıp
pirinç ve gümüş kaynağı kullanmak zorundasınız. Kullanılan her şey teker teker
birleşmek zorundadır. Ayrıca yapılan her maketin kültürel mirasını da öğrenmek
gerekiyor. Benim amacım; kendi kültürümüzü gelecek nesillere bırakabilmektir.
Benim yanımda şu anda bu işi öğrenen 2 kişi daha var' diye konuştu. Edirne El
Sanatları Fuarı, dün sona erdi.
Bakmadan Geçme





