Edirne 2°C
Video Galeri Foto Galeri Arşiv Künye RSS
Ana Sayfa Edirne Keşan Uzunköprü İpsala Havsa Meriç Enez Süloğlu Lalapaşa Spor Trakya Sağlık Bilim-Teknoloji
 
Bilim insanları stadyuma tepkili - Edirne Gündem Gazetesi
Ana Sayfa » Edirne
Bilim insanları stadyuma tepkili 3.11.2018 - 09:57:25
Edirne Belediye Meclisi kararıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı’na 25 yıllığına tahsis edilmesinin ardından alanda gerçekleştirilmesi beklenen restorasyon projesine bir tepki de akademisyenlerden geldi. Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Deniz Gözde Ertin, stadyumun tarihi dokuyu zedelediğini söylerken; Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Dr. Hasan Ali Cengiz ise Edirne’deki tüm kurum, kuruluş ve STK’ların stadın kaldırılması için birlik olması gerektiğini söyleyerek; “Bilim insanları olarak biz bu stada karşı çıkacağız” dedi.



Bilim insanları stadyuma tepkili


Edirne Belediye Meclisi kararıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Kırkpınar Er Meydanı Modernizasyon projesi kapsamında 25 yıllığına tahsis edilmesinin ardından alanda gerçekleştirilmesi beklenen restorasyon projesine tepkiler gelmeye devam ediyor. Edirne Yerel Tarih Araştırmacısı Cengiz Bulut, Balkan Savaşları tarihinde önemli mekânlardan biri olan Sarayiçi bölgesinde Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin düzenlenmeye devam etmesine tepki göstermesinin ardından bir tepki de bilim insanlarından geldi. Trakya Üniversitesi’nde Saraylar temasıyla düzenlenen I. Uluslararası Osmanlı İzleri Sempozyumu’nun ikinci gününde Edirne Sarayı’nın ayağa kaldırılması amacıyla çalışmaların devam ettiğine dikkat çekilerek, Er Meydanı olarak anılan stadın bölgeye yakışmadığı ve saray bahçesine zarar verdiği vurgulandı.

Sempozyumda Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Deniz Gözde Ertin, Edirne Yeni Sarayı (Saray-ı Cedid-i Amire) Bahçeleri konusunda sunum gerçekleştirdi. Osmanlı saray bahçeleri ile ilgili bilgi vererek sunumuna başlayan Ertin; “Osmanlı saray bahçeleri, güzellikleri genellikle irem bağı gibi tasvir edilen, tarih boyunca yaşamış uygarlıkları günümüze ulaştıran, kültür ve geleneksel yapılarını bize aktaran belgeler niteliğindedir. Estetik ile fonksiyonelliğin bir arada ele alındığı Osmanlı saray bahçelerinde etkisinde kaldığı sanat akımları, yaşam biçimi, bahçe kültürü, arazi yapısı ve iklim özellikleriyle genel Türk bahçesi karakteristiğiyle uyum göstermektedir. Osmanlı’da bahçe sanatının gelişimini imparatorluğun geçirmiş olduğu değişim sürecine bağlı olarak 4 ana dönemde izleyebilmekteyiz. Osmanlı saray bahçeleri 1299-1453 yılları arasında Selçuklu sanatının etkisinde kalmıştır. Genel olarak işlevsel ve sade bir düzenleme anlayışı hakimdir. İstanbul’un fethinden Lale Devri’ne kadar olan dönemde ise Osmanlı bahçe sanatı, doğu ve batı bahçe sanatlarından bazılarından etkilenerek kendi zevk ve kültürüyle birleştirilmesi sonrasında önemli gelişmeler geçirmiştir ve özgün Türk bahçe sanatı bu dönemde doğmuştur. Bu dönemin en önemli örneklerinden biri de Topkapı Sarayı’dır” ifadelerine yer verdi.

“Has bahçeler padişahlara aittir”

Lale Devri’nin başlamasıyla Osmanlı’da batı etkisi görülmeye başladığını belirten Ertin;“Burada, insan ve doğa ilişkisi estetik bir boyut kazanmıştır. Doğa ile olan bu sıkı ilişkiyle de tasarımlarda serbest ve informal bir düzen anlayışı egemen olmuştur. Bu dönemin de başlıca örnekleri; Çırağan ve Sadabad Sarayları’dır. Lale Devri’nden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemde ise bahçeler çoğunlukla informal ve sade kullanımlarıyla içe dönük avlu sistemi ve bitkisel düzenlemeleriyle 18’inci yüzyılın sonlarına kadar bozulmadan gelebilmiştir. 19’uncu yüzyıl başlarında bahçelerde Avrupa etkisiyle geometrik düzenin ve simetrinin hâkim olduğu Barok stili görülmeye başlamıştır. Barok stilinin en net olarak görülebildiği örneği de Dolmabahçe Sarayı’dır. Osmanlı kültüründe padişaha ait olan bahçelere Has Bahçe adı verilmiştir. Has bahçeler, bostancı adı verilen özel görevliler tarafından korunmakta olup, hemen hepsinde Sultan’ın günlük gezilerinde ve av partilerinde dinlenebileceği, düzenlenen çeşitli eğlenceleri izleyeceği köşk ve kasırlar da inşa edilmiştir. Ayrıca has bahçeler, süs ve gezintiden başka, farklı amaçlar için de kullanılmıştır. Çoğunda sebze, meyve ve çiçek yetiştirilmiş, burada yetiştirilen ürünlerin fazlası da satılarak saraya gelir elde edilmiş. Bugün Osmanlı saray bahçelerine başta Topkapı Sarayı olmak üzere Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayı bahçeleri örnek olarak verilebilir. İstanbul’da bulunan bu saray bahçelerinden önce Osmanlı İmparatorluğu, yaklaşık 600 yıllık yaşam süreci içinde devlet yönetiminde merkez olmuş saray, birkaç kez yer değiştirmiştir. Sarayın yer değiştirmesiyle de Bursa, Edirne ve Manisa’da diğer saraylar yaptırılmıştır. Bunlardan biri de Osmanlı’ya yaklaşık 92 yıl başkentlik yapan Edirne’dir” dedi.

“Eski sarayın bahçesiyle ilgili veri yok”

Edirne’de 2 saray yaptırıldığını hatırlatan Ertin;“İlk saray, eski saray olan Saray-ı Atik’tir. Bugün Selimiye Camii’nin bulunduğu alanda I. Murat tarafından 1365-68 yılları arasında yaptırılmıştır. Eski saray, şehir merkezinde inşa edilmiş olması nedeniyle bağ ve bahçesinin olmadığı, ilk Enderun Mektebi’nin burada kurulmuş olduğu ve II. Selim tarafından yıktırıldığı bilinmektedir. Saray’dan günümüze kalan bir bahçenin olduğuna dair bir veri, şehir merkezinde bulunmasından dolayı bulunmamaktadır. Edirne’de eski sarayın yıkılmasından sonra 1450 yılında Sultan II. Murat tarafından da Tunca Nehri’nin batısında oldukça geniş bir alanda Yeni Saray yaptırılmıştır. Zaman içerisinde ilaveler ve onarımlarla büyümüş, bir kompleks haline gelmiştir. Saray binaları, büyük meydanlar etrafında konumlanmakta ve Osmanlı-Türk saray mimarisinin genel karakteristiğini yansıtmaktaydı. Yeni Saray, geçirmiş olduğu depremler, yangınlar, su baskınları ve uğramış olduğu işgallerle zaman içerisinde zarar görmüştür. Özellikle 1877 yılında Osmanlı-Rus savaşında sarayın cephanesi ateşe verilerek 3 günde yok edilmiştir. Saraydan günümüze yalnızca 11 adet yapısı ulaşabilmiştir” sözlerine yer verdi.

“Cennet imgesine benzetilme amacı vardı”

Osmanlı saray bahçelerinin düzenlenme ilkelerini açıklayan Ertin; “Osmanlı saray bahçeleri, Türk-İslam bahçelerinde olduğu gibi cennet imgesine benzetilme amacına sahiptir. Bahçeler daha çok Osmanlı hükümdarlarının gözlerden uzak, keyifli vakitler geçirebilecekleri yerler olarak tasarlandıkları bilinmektedir. Bahçelerin genel tasarım özellikleri ve düzenleme ilkelerine baktığımızda şu şekilde sıralanabilir; bahçelerin tasarımlarında mermer havuzlar, fıskiyeler, çeşmeler, selsebiller, gölge veren ağaçlar, sarmaşıklı ve asmalı çardaklar, çiçek tarhları, lalezar ve gülistanlar belli başlı öğeler olarak kullanılmıştır. Eğer bahçeler eğimliyse setler ve merdivenler de bu tasarım öğelerine eklenmiştir. Bahçelerin tasarımları karakteristik olarak hepsinde bir su öğesi kullanılmıştır. Su öğesi, bulunduğu döneme göre bazen bir havuz, bazen yapay bir gölet, şelale, fıskiye, selsebil veya çeşme olmuştur. Bahçelerde manzaranın izlenebildiği en iyi yerlerde tek katlı ve zeminden birkaç basamakla yükseltilmiş bahçe köşkleri yer almaktadır. Genellikle havuzların etrafı küme küme, aynı cins çiçeklerle donatılarak çiçek tarhlarıyla çevrilmiştir. Çiçek tarhlarında bazen sırf güllerden oluşan gülistanlar veya lalelerden oluşan lalezarlar kullanılmıştır” dedi.

“3 milyon metrekarelik bir alana sahip”

Bahçelerde renk kompozisyonu ve desenler oluşturmak yerine, koku ve göze hoş görünüşü olan çiçeklerin tercih edildiğini ifade eden Ertin;“Bunlar; gül, lale, sümbül, zerrin veya karanfil gibi türler tercih edilmiştir. Özellikle iyi tepeli, gölge veren ağaçlara yer verilmiştir. Ağaçların altları da oturmak için boş bırakılmıştır. Sefer bahçesi kavramıyla birleştirilen bahçelerde meyve ağaçlarına da yer verilmiştir. Genel olarak bahçeler; çiçek tarhları, gölge ağaçları ile birlikte bir dinlenme alanı olarak kurgulanmıştır. Edirne Yeni Saray’ın bahçelerine baktığımızda sarayın, sarayiçi olarak adlandırılan bölgesinde ve Tunca Nehri’nin batısında geniş bir alana yayıldığı görülmüştür. Geniş bir alan üzerinde kasırlar, daireler yer almakta ve sarayın etrafı da 3 metre duvarlarla çevrilmiştir. Birçok yapısı bulunan saray, yaklaşık olarak 3 milyon metrekarelik bir alana sahiptir. Ayrıca sarayın içerisinde birçok havuz, çeşme bulunduğu da bilinmektedir. Sarayın bugüne ulaşan 11 adet yapısı bulunmaktadır. Saray bahçeleri incelendiğinde, bu bahçelerin avlu düzeninde olduğu görülmektedir. Avluların da dört köşeli olup avlu içerisindeki yolların ışınsal olarak planlandıkları görülmektedir. 5 meydandan oluşmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Meydan ve bahçelerini anlattı

Ertin, Alay Meydanı’nın Edirne Sarayı’nın en eski meydanı olduğunu açıklayarak; “Çalışanlara aylık ücretleri bir törenle dağıtıldığı için buraya aynı zamanda kese meydanı da denilmektedir. Alay meydanına, Bâbühümâyun olarak adlandırılan giriş kapısından girilmektedir ve onun hemen karşısında da Bâbüssaade kapısı yer almaktadır. Yollar yine ışınsal olarak düzenlenmiştir. Alay meydanının hemen batısında da dikdörtgen şeklinde kum meydanı yer almaktadır. Burada Osmanlı-Türk bahçe sanatının önemli öğelerinden olan su öğesi kullanılmıştır. Burada suyun estetik olarak kullanıldığı havuzlu mermerlik adı verilen bir taş bulunmaktadır. Taşlığın bir tarafında camlı bir bölüm, ortasında da 4 köşeli ve fıskiyeli bir havuz bulunmaktadır. Tamamen mermer olan bu havuz, terasta serin bir köşe yaratmaktadır. Enderun meydanına da halk arasında çeşme meydanı denmektedir. Valide Sultan Taşlığı’nın güneyinde yer alan bu avlu, dikdörtgen şeklinde konumlanmıştır. Meydanın zemininde tamamen kesme taş döşeli olduğu bilinmektedir. Enderun Mektebi’nin hemen altında Divan Meydanı yer almaktadır. Alay köşkünün bahçesinin de yer aldığı bu meydanda; 8 köşeli, etrafı tamamen camlı, zemini mermer olan küçük bir bahçe yer almaktadır. Etrafının da yaseminlerle donatıldığı bilinmektedir. Valide Sultan Taşlığı’nın hemen doğusunda Tunca Nehri’ne bakan tepenin üzerine Dolmabahçe ve Gülhane bahçeleri yer almaktadır. Bu tepenin yamacında setli bahçeler olarak yer alan kısma güller dikilmiştir ve Gülhane bahçeleri denmiştir. Üst setteki bahçeye de Dolmabahçe adı verilmiştir” dedi.

“Sarayın en büyük havuzu Dolmabahçe’de”

Sultan Mehmet’in, Edirne çevresinde bulunan koru ve ormanlardan oldukça büyük fidanlar getirterek Dolmabahçe’ye, Sofya’dan getirttiği çam ağaçlarını ise dairesi yakınlarına ve duvar kenarındaki yaseminlerin yanına diktirdiğini açıklayan Ertin; “Her iki settin korulukları içinde birçok kamelyalar, küçük camlı köşkler yaptırıldığı bilinmektedir. Dolmabahçe’deki büyük setin ortasında Edirne Sarayı’nın en büyük havuzu yer almaktadır. Diğer bir bahçe ise sarayın dinlenme ve avlanma sahası olarak kullanılan Harika-i Hassa’dır. Bu da Tunca Nehri’nin kolunun ikiye ayrılıp yeniden bir araya geldiği bir adada oluşmaktadır. Bu adaya aynı zamanda Tavuk Ormanı denilmektedir. Dönemin padişahlarından I. Ahmet ve IV. Mehmet, buraya binlerce ağaç diktirtmiştir. Pek çok av hayvanı da adaya salınmıştır. Bugün de görünen bir Av Köşkü yer almaktadır. IV. Mehmet’in özellikle padişahlığı dönemini burada geçirdiği ve avcılıkla uğraştığı bilinmektedir” sözlerine yer verdi.

“Osmanlı-Türk bahçe sanatının karakteri var”

Edirne Yeni Sarayı bahçesinin avlulardan oluşan plan düzenine sahip olmasının, Osmanlı-Türk bahçe sanatının karakteristiğini yansıttığını söyleyen Ertin;“Avlu içerisindeki yolların ışınsal olarak düzenlenmiş olmasının estetikten ziyade Osmanlı saray bahçelerinin kullanışlılık esasına dayandığı göstergesi olduğu, kum meydanı ortasında bulunan havuzun, saray bahçelerinin olmazsa olmaz, en önemli öğesi olan, estetik amaçlı kullanılmakta olduğu, bahçelerde serin bir köşenin yaratılmış olmasının sefa bahçesi kavramının yaratılmasına neden olduğu, Valide Sultan Taşlığı’nın doğusunda yer alan setli bahçelerin Osmanlı saray bahçelerindeki eğimin, tasarımda fonksiyonel olarak kullanılmakta olduğunu, bahçelerde bulunan köşk ve kasırların, bahçe düzenlenmesinde manzaranın izlendiği dinlenme alanları için başlıca öğeler olarak kullanıldığı, sarayın Harika-i Hassa bölümünde yer alan ağaçların, dişbudak, meşe, ıhlamur gibi türlerin varlığının Osmanlı saray bahçelerinde bitkisel düzenlemelerde tercih edildiği, sarayda bulunan gül bahçesinin Osmanlı saray bahçesinde kokusu ve göz hoş görüntüsü için sıklıkla kullanılan bitki türlerinden olduğu görülmektedir” dedi.

“Stadyum tarihi dokuyu zedeliyor”

Edirne Sarayı’nın Has Bahçe dışındaki alanınınbirinci derecede arkeolojik sit, Tavuk Ormanı’nın has bahçe kısmının doğal sit ve iki alanın da bütününü oluşturan Edirne Sarayı’nın da tarihi sit olarak korunduğunu söyleyen Ertin; “Edirne Yeni Sarayı’nın Has Bahçe haricindeki alanda literatür bilgilerinde yer alan peyzaj öğelerinin bulunmaması nedeniyle Osmanlı sarayının bahçelerinin düzenleme ilkeleri tamamen net izlenememektedir. Saraydaki avlu düzenlerinin Osmanlı-Türk bahçe sanatındaki avlu düzenini yansıtmakta olduğunun anlaşılması için avlu ve peyzaj öğelerinin izlerinin yapılan kazı çalışmalarında açığa çıkarılması önemlidir. Harika-i Hassa kısmı flora ve fauna açısından özelliğini kısmen sürdürmektedir. Ancak bugün Has Bahçe’nin güney kısmında yer alan ve Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin gerçekleştirildiği stadyum, yapısal özelliği, Saray Bahçesi’nin tarihi dokusunu, görsel özelliğini ve bu mekanın ruhunu zedelemektedir. Osmanlı saray bahçelerinin izlerini okuyabileceğimiz az sayıda örnekten biri olan Edirne Sarayı için yapılacak çalışmaların devamlılığının sağlanması ve desteklenmesi, bu değerli kültür mirasımızın gelecek nesillere aktarılması açısından da büyük önem taşımaktadır” sözlerine yer verdi.

“Stadyum alana yakışmıyor”

Sempozyumda Sarayiçi’nde bulunan stadyumla ilgili açıklamalarda bulunan Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Dr. Hasan Ali Cengiz ise I. Abdülhamit’in Edirne Sarayı’nın tamiratı için söylediği sözleri hatırlatarak; “I. Abdülhamit döneminde Edirne Sarayı’nın tamir edilmesi ile ilgili sözler var. I. Abdülhamit, ‘Düşmanlarımıza korku ve heyecan vermek için Edirne Sarayı tamir edilmeli’ diyor. Ben de bugün diyorum ki; Türkiye’nin güçlü olduğunu göstermek adına, Edirne’nin Osmanlı dönemi kadar etkin olduğunu göstermek için mutlaka Edirne Sarayı’nın ayağa kaldırılması gerekir” dedi. Cengiz, Sarayiçi bölgesinde bulunan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin düzenlediği stadın da alandan kaldırılarak başka bir bölgeye taşınması gerektiğini söyleyerek; “Bu stat, Has Bahçe’nin bir kısmını katleden bir yapıdır. Stadyum, oraya en yakışmayan alanlardan birisidir. Edirne’nin de tüm kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleriyle topyekun buradan kaldırılması için birlikte hareket etmesi gerekir. Bilim insanları olarak biz bu stada karşı çıkacağız” ifadelerine yer verdi. 



Kaynak: Uğur AKAGÜNDÜZ 875 Kişi tarafından okundu.
Yazdır Yorum Ekle
1 2 3 4 5 Bu habere toplam 5 puan verildi.

Yorumlar  ( 0 ) yorum
İlk yorumlayan siz olun. Yorum yapmak için tıklayınız.
Bu Kategoriye Ait Diğer Başlıklar
Diyanet-Sen Diyanet’i savundu Diyanet-Sen Diyanet’i savundu 16.11.2018
MHP’de ilk aday adayı MHP’de ilk aday adayı 16.11.2018
Amsterdam’dan buluşturdu Amsterdam’dan buluşturdu 16.11.2018
Eş katiline tahliye yok Eş katiline tahliye yok 16.11.2018
Dostluğa akademik adım Dostluğa akademik adım 16.11.2018
Restorasyon sonrası ilk kez Restorasyon sonrası ilk kez 15.11.2018
Kalıpçinden ailesinin acı günü Kalıpçinden ailesinin acı günü 15.11.2018
Çakırlar, TBMM Grup Başkanı Çakırlar, TBMM Grup Başkanı 15.11.2018
Alman şarkıcıya hapis cezası Alman şarkıcıya hapis cezası 15.11.2018
“Köprü” okuyucuya tanıtıldı “Köprü” okuyucuya tanıtıldı 15.11.2018
Anket
Edirne haberlerini nasıl ve nereden takip ediyorsunuz?

Yerel Gazete 37
Web Siteleri 57
Facebook 77
Twitter 4
Instagram 2
Youtube 4


Ankete 181 kişi katıldı
Tüm Yazarlar
Murat Savaş
CHP ve dönen mavralar
Murat Savaş

Namık K. DÖLENEKEN
Bir yol hikayesi
Namık K. DÖLENEKEN

Filiz Mandacı
SÖNMESİ GEREKEN YANGIN KALPLERDE
Filiz Mandacı
Künye
Arşiv
Sitene Ekle
Gizlilik Politikası
Rss Listesi
Video Galeri
Foto Galeri
Sinema
Firma Rehberi
Köşe Yazarları
Edirne
Keşan
Uzunköprü
İpsala
Havsa
Meriç
Enez
Süloğlu
Lalapaşa
Spor




Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberler izinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

© Copyright - 2005-2018 Edirne Gündem Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır.


Tasarım & Kodlama
Sabri KÖK
Sitemiz abonesidir.